11/4/2008 - Psikoloji: Kim Normal, kim Anormal?
| Psikolojik rahatsızlıklar, çeşitli nedenlerle kişinin düşüncesinde, ruh halinde yada davranışlarında sorun olması halidir. |
|
 | Ruh
sağlığı ile Ruh hastalığı arasındaki fark nedir? Bazen cevap açıktır,
bazen ise değil. Örneğin kafalarının içinde sesler duyan kişiler
Şizofren olabilir. Yüce fikirleri olan kişilerde - Hiç bir tecrübesi
yada eğitimi olmadan Türkiye’yi yönetebileceğine inanmak gibi - Bipolar
rahatsızlık olabilir. Fakat çoğu zaman cevap bu kadar açık değildir.
Topluluk içinde konuşamıyorsanız, bu durum bir hastalığınız olduğunu mu
gösterir, yoksa sadece aşırı heyecanı mı? Üzgün ve umutsuz
hissediyorsanız, bu sadece kısa süreli bir bunalıma mı işarettir yoksa
ilaç almanızı gerektirebilecek bir depresyona mı?
Zaten Normal nedir ki?
Normalliği tanımlarken kültürün ve bilimin rolü
Neyin normal neyin anormal olduğunu tesbit etmek zordur. Bilim
insanları, araştırmacılar ve ruh sağlığı uzmanları (Psikologlar,
Psikiyatristler, Terapistler, Rehber Danışmanlar vb) bu konu ile
yüzlerce yıldır uğraşıyor olmalarına rağmen hala normal ve anormal
arasındaki çizgi belirsizdir.
Neyin normal olduğu genelde
kimin tanımladığına bağlıdır. Normallik belirsizdir ve genelde belli
bir kültürün yada topluluğun değer yargılarına göre değişir. Ve hatta
aynı kültürde bile normallik zaman içinde değişebilir, özellikle
değişen sosyal değerler ve beklentilerden etkileniyor ise. Örneğin 50
yıl önce boşanmak kavramına büyük bir tepki ile bakılırken, bu gün
boşanmak daha normal bir kavram haline gelmiştir.
Psikolojide normal olanı anormal olandan ayırt etmekteki en büyük
güçlük ise test edilememesinden kaynaklanır. Obsesif-kompulsif için her
hangi bir MRI yada kan testi yoktur, Depresyon için her hangi bir
ultrason yada Bipolar rahatsızlık için röntgen bulunmamaktadır. Bu
tabiki psikolojik hastalıkların biyolojik nedenleri olmadığı anlamına
gelmez, çünkü beyindeki kimyasal maddelerde oluşan değişimler ile
bağlantılıdırlar ve bilim insanları bu değişimleri harita üzerine
koymaya başlamışlardır. Fakat psikolojik hastalıkları teşhis edebilecek
testler hala mevcut değildir.
Peki Psikolojik Rahatsızlık nasıl tanımlanır?
Psikologlar ve psikiyatristler, testler yerine, belirtilere,
semptomlara ve ortaya çıkan işlevsel bozukluklara bakarak teşhis
koyarlar.
İşlevsel bozukluklar, banyo yapmak yada işe gitmek gibi belli rutin işleri yada temel günlük görevleri yerine getirememektir.
Belirtiler, her objektif gözlemcinin farkedebileceği işaretlerdir, örneğin aşırı sinirlilik yada hızlı nefes alıp verme gib.
Semptomlar, mutsuzluk yada ümitsizlik gibi hasta tarafından algılanan yada hissedilen duygulardır.
Belirtiler, semptomlar ve işlevsel bozukluklar. Tanı ve İstatistik
Rehberinde (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders -
DSM) detaylı olarak tanımlanmıştır. Buna göre 300’den fazla değişik
Psikolojik hastalık sınıflandırılmıştır. Amerikan Psikiyatri Kurumu
tarafından çıkarılan DSM rehberi, Psikologlar ve Psikiyatristler
tarafından, anoreksiyadan tutunda röntgenciliğe kadar her tür hastalığı
teşhis etmekte kullanılır. Tanı rehberinin ilk basımı 1952 yılında
yapılmış ve bu güne kadar sürekli olarak güncellenerek yayınlanmaya
devam etmiştir.
Neden normal ve anormal arasında bir ayırım
yapmak ve damgalanmaya yol açabilecek isimler getirmek gereklidir?
Neden özel bir teşhis gerekir? Bunun bir sebebi, Amerika’da sağlık
sigortası endüstrisinin DSM kitabında açıklanan teşhislere bakarak,
sigorta kapsamını ve ödenecek miktarları tespit etmesidir. Diğer bir
neden ise, doğru tedaviyi önerebilmek için neyin tedavi edilmesi
gerektiğini (ve bu hastalığın tedavi edilip edilemeyeceğini) bilme
gerekliliğidir.
Belirtiler, semptomlar ve işlevsel bozukluklar nasıl belirlenir?
Psikologlar ve Psikiyatristler sahip olduğunuz belirtilerin,
semptomların yada işlevsel bozuklukların normal mi yoksa anormal mi
olduğunu nasıl belirlerler? Uzmanlar çoğunlukla aşağıdaki yaklaşımları
kullanırlar: - Kendi algıladıklarınız. Düşüncelerinizi,
davranışlarınızı ve işlevselliğinizi nasıl algıladığınız, sizin için
neyin normal olduğunu belirlemek için kullanılır. Bazı konularla başa
çıkamadığınızın farkında olabilirsiniz. Yada daha önce yapmaktan zevk
aldığınız günlük aktiviteleri artık yapamadığınızı yada yapmaktan zevk
almadığınızı düşünebilirsiniz. Eğer depresyonunuz varsa, günlerce
bulaşıkları yıkamayabilir, banyo yapmayı bırakabilir, sosyalleşmekten
kaçınabilir, hobilerinize olan ilginizi yitirebilir yada ailenize
normalden çok daha fazla bağırmaya başlamış olabilirsiniz. Kendinizi
üzgün, ümitsiz, cesareti kırılmış ve vazgeçmiş hissedebilirsiniz. Bu
davranışların normalden farklı olduğunu farkedebilir, bir şeylerin
yanış olduğunu düşünebilirsiniz.
- Başkalarının algıladıkları.
Kendi algılarınız objektif olmayabilir ve davranışlarınız,
düşünceleriniz yada işlevselliğiniz konusunda yeterince doğru bilgi
vermeyebilir. Oysa tarafsız gözlemciler bunu sağlayabilir. Size göre
yaşamınız gayet normal gelebilir. Fakat çevrenizdeki kişilere garip ve
anormal gelebilir. Bu genelde Şizofren durumlarında geçerlidir. Eğer
şizofrenseniz, sesler duyuyor olabilirsiniz ve başka bir insan ile
iletişim kurduğunuzu düşünerek bu seslerle konuşmaya devam
edebilirsiniz. Bu durumu gözlemleyen dışardan birisi için davranışınız
anormal gelecektir.
- Kültürel ve etnik normlar. Çoğu kez, neyin normal neyin anormal olduğu içinde bulunduğumuz kültür
tarafından belirlenir. Fakat bu sizin kültürünüzde normal kabul edilen
bir davranış başka bir kültürde anormal olarak karşılanabilir demektir.
Sadece kendi duyduğunuz seslerle konuşmak Batı dünyasında Şizofreni
belirtisi olabilir, fakat diğer kültürlerde bu tür halüsinasyonlar
dinsel deneyimin bir parçası sayılabilir. Ve bazı davranışlar ailenizde
normal karşılanabilir ama dışarda düzeltilmesi gereken anormal
davranışlar olarak düşünülebilir. Örneğin, dikkat eksikliği ve
hiperaktivite aşırı kontrollü bir okul ortamında kabul edilmezken, daha
az kontrollü ev ortamında normal sayılabilir.
- Süre ve semptomların şiddeti de dikkate alınır.
Bir insanın Psikolojik rahtsızlığını belirlemekte, genelde bu dört alan
göz önüne alınır. Psikolog yada Psikiyatrist size nasıl hissettiğinizi
sorabilir, başkalarının davranışlarınızda yada ruh halinizde bir
farklılık görüp görmediklerini sorabilir ve aile yapınızı sorabilir.
Ayrıca psikolojik testlere cevap vermenizi steyebilir.
Göz önüne alınan diğer etkenler: - Semptomlarınız ne kadar süredir devam ediyor
- Semptomlarınızın ne kadar şiddetli olduğu
- Semptomların sizin için ne kadar rahatsız edici olduğu
- Semptomlarınızın normal yaşantınızı ne kadar etkilediği
Değer verdiğiniz bir ilişkiden sonra kendinizi üzgün hissetmeniz
normaldir. Fakat aşırı üzgün haliniz haftalarca devam ediyorsa ve işe
gitmek, ev işlerini yapmak yada arkadaşlarınızı ziyaret etmek gibi
günlük aktivitelerinize olan ilginizi kaybetmiş iseniz Depresyonda
olabilirsiniz. Aynı şekilde, önemli bir müşteriye prezentasyon sunmadan
önce heyecanlanıyorsanız ama genede hızlı nefes alış verişlerinizi
kontrol altına alıp devam edebiliyorsanız sizinkisi sosyal fobi (sosyal
kaygı rahatsızlığı) değil, sadece sahne korkusu olabilir.
Ve
trafikte birisinin önünü kesmişseniz, yada dükkandaki satıcıya
bağırmışsanız, sadece kötü bir gün geçiriyor yada genel olarak huysuz
biri olabilirsiniz. Fakat sürekli olarak saldırgan, şiddete eğilimli,
manipülatif (başkalarını kendi çıkarı için sömüren), başkalarını
kullanan, sorumsuz yada kanunlara karşı gelen biri iseniz antisosyal
kişilik bozukluğunuz (sosyopat) olabilir.
Psikolojik Sağlık gelişen ve değişen bir kavramdır
Bütün bu kriterlere rağmen, sağlıklı yada normal psikolojinin ne
olduğunu net olarak tanımlamak oldukça zordur. DSM bu zorluğun
farkındadır ve Psikolojik rahatsızlıkları strese, işlevsellikte soruna
yol açan yada sağlığı aşırı derecede bozan (ölüm, keder yada sakatlığa
sebep olan) psikolojik sendromlar, ve davranışlar ile sınırlı
tutmaktadır. Ayrıca bu sendromlar kültürel olarak normal kabul edilmiş
ve bir olaya bağlı olarak beklenen tepkiler olmamalıdır. Örneğin
sevilen birinin kaybı sonucu yas tutmak gibi.
Psikolojik
rahatsızlıklar, aşırı stres, acı çekmek yada işlevsellikte bozukluklar
ile bağlantılı olarak kişinin düşüncesinde, ruh halinde yada
davranışlarında değişiklikler olması halidir.
Fakat
normallik kavramının sürekli olarak değiştiğini hatırlamak gerekir,
tıpkı fiziksel hastalıkların teşhisinde olduğu gibi. Örneğin, yıllarca
kan basıncının 120/80 olması normal sayıldı. Fakat 2003 Mayısında bu
durum birden değişti. Şimdi bu kan basıncı ile prehipertansiyon teşhisi
koyulabilmektedir.
Tıpkı kan basıncında olduğu gibi, yeni
tıbbi bilgiler Psikolojik rahatsızlıklar konusunda da değişikliklere
yol açmaktadır (yeniler eklenirken, geçersiz olanlar çıkarılmakta yada
belirtiler ve semptomlar yeniden düzenlenmektedir.) Örneğin bu gün bazı
uzmanlar regl öncesi sancıların ve semptomların Psikolojik rahatsızlık
olarak tanınması gerektiğini öne sürmektedirler (Regl öncesi disforik
rahatsızlık)
Bu gözden geçirmeler ve yenilenmeler aynı
zamanda sosyal ve kültürel yaklaşımıda yansıtabilir. Örneğin
eşcinsellik önceleri Psikolojik bir rahatsızlık olarak görülmekteydi,
fakat 1973 yılında DSM kitabından çıkarıldı.
Tedavi etmek yada etmemek: Terapi her zaman gerekli değildir
Gerçekten teşhis edilebilecek bir Psikolojik rahatsızlığınız olsa bile,
günlük yaşamınızda tedavi gerektirecek kadar önemli bir problem
yaratmıyor olabilir.
Örneğin örümcekleri düşünün. Bu
hayvanlara karşı aşırı bir korkunuz olabilir, fakat hiç bir zaman
örümcekler ile karşılaşmamış olabilirsiniz, yada örümcek gördüğünüzde
birisini çağırıp yardım istiyor olabilirsiniz. Dolayısıyla bu fobinin
yaşamınıza çok az etkisi olabilir ve normal yaşamınızda hiç bir
aksaklık yaratmayabilir. Bu tür bir durumda terapiye gerek var mıdır?
Hayır. Kişinin durumuna bir teşhis koyulabilir ama terapi gerektirmez.
Sonuç olarak Psikolojik tedavi sadece kişinin günlük hayatını
sürdürmesine engel olan durumlarda düşünülür. |
|