11/4/2008 - Kardeş Kıskançlığı-psikoloji
 | Kıskançlık
insanoğlunun en doğal, en evrensel duygularından biridir. Kıskançlık
duygusu, sevginin olduğu her yerde vardır, çünkü bu duygu sevilen
kişinin paylaşılmasına katlanamamaktır.
Çocukları ele alacak olursak, onlar için en büyük kıskançlık
kaynağı en sevgili varlıkları olan annelerinin paylaşılamamasıdır. Eğer
çocuk küçük ise, sevgili annesini bir başka kardeş ile paylaşmak çok
daha zor bir hal alır.
Yeni bir kardeş gelirken çocuk neler hisseder?
Annenin diğer kardeşe hamile olduğu durumlarda, çocuğa fiziksel
olarak sevgi gösteremeyişini çocukta sevilmediği duygusunu yaratabilir.
Bu noktada çocuk, annesinin sevgisini test etmeye çalışabilir.
Annesinin ilgisini çekmek ve onunla daha çok zaman geçirme konusunda
ısrarcı davranabilir. Yeni kardeş doğduğunda ise, çocuk ona olan
kıskançlığını açık bir şekilde göstermeyebilir. Örneğin kardeşine büyük
bir düşkünlük gösterebilir. Kardeşini öperken onun canını yakabilir.
Diğer bir taraftan da annesine yardımcı olmak için müthiş istekli
olabilir.
İşte bu noktada kardeş kıskançlığının çok doğal olduğunu bilen anne
ve babalar bu belirtilerin devam etmesini engelleyebilirler. Özellikle
annesinin yakın ilgisi çocuğa iyi gelecektir. Zaman içinde çocuk
kendisini daha sakin hissedebilir. Ancak yine de zaman zaman sakinliği
yerini hırçınlığa bırakabilir.
Çocuk kendisinin "büyük" yerine koyulduğunu hemen hisseder. Halbuki
o anda çocuk hiç de hevesli olmayabilir. Birdenbire aklı başında
davranması, örnek olması, annesi ile sürekli beraber olan küçük kardeşi
kabullenip onu gözetmesi ve küçük olduğu ve anlayamadığı için ona
öncelik tanıması gerekmektedir.
Fakat ağabey ya da abla, bebeğin herşeyi anladığından emindir.
Zayıf olmak bir yana, küçük bebeğin her türlü mutlak bir güce sahip
olduğunu düşünür. Anne ve babasının küçük bebeğin üstüne titrediği için
kızar ona". Peki bu durumda büyük kardeş ne yapar?
1. Çevrenin dikkatini çekmek için yeniden bebek konumuna dönmek
Çocuk bu noktada biberondan içmeye başlayabilir, yatağını ıslatabilir hatta bazen parmak emmeye ya da istemeye başlayabilir.
Ancak zaman içinde çocuk bu çözümünün pek yerinde olmadığını anlar
çünkü kendi "özerklik" döneminin keyfini kaçırdığını hissetmiş olur.
Bebeğe onu "gerilemek" zorunda bıraktığı için bir kez daha kızar. Bu
yüzden kardeşlerine zarar veren çocuklara bile rastlanabilir.
2. Bir diğer çözüm ise, bebek olunamıyor ise, bebeğe sahip olmaktır. Çocuk
bu durumda ise, anne ve babası ile özdeşleşmeye çalışır. Bebek ile
fazlasıyla ilgilenir, her durumda onun yanında olmak ister. Ona annesi
gibi davranmak ister.
Ancak unutulmamalıdır ki, bebek anne ve babanın bebeğidir. Sorumluluğu üstlenmek de onların görevidir.
İşte bu durumda yeni doğana gösterilen ilgi yetişkinler tarafından
ciddiye alınmalı ve çocuğun bir yardım çağrısı olarak ele alınmalıdır.
Anne ve babanın bu duruma yaklaşımından önce gelin tekrar bir
"kıskançlık" duygusuna göz atalım ve farklı örnekleri değerlendirelim.
Kıskançlık duygusu bireyi yapılandıran bir duygudur. Kimi zaman hayatta
ilerlemek bu duygunun yoğun yaşanmasının sonucunda mümkün olabilir.
Rekabet etmek, yarışmalarda, sınavlarda kazanmak aslında kötü bir şey
değildir. Başarma arzusunun kökünde kıskançlık yatabilir. Kıskançlık
hayatın bir parçasıdır. Kimi zaman ise kimin kimi kıskandığı belli
olmayabilir. Bazen büyükler küçükleri kıskanır. Daha az akla gelse de
küçükler büyükleri kıskanabilir. küçük ayakta doğru dürüst duramaz iken
ötekinin koştuğunu, yeni yürümeye başladığında ise ötekinin ağaçlara
tırmandığını, kendisinin karşı cinse bakamadığı zamanlarda büyük
kardeşin arkadaşı ile gezdiğini görmek hiç de kolay olmayabilir.
Toplumumuzda veya kültürel anlamda kabul etmesi güç olan pekçok
kıskançlık örneği ile karşılaşabiliriz. Örneğin; oğullarından birinin
eşinin gönlünde taht kurduğunu fark eden ve alınan kıskanan babalar yok
mu? Babaannenin anneanneyi kıskandığına rastlanmaz mı? Halalar,
teyzeler birbirini kıskanmaz mı? Ancak bu gibi konular bilinmezden
gelinebilir ve sözel olarak ifade edilmez, kişilerin arasında
konuşulması doğru bulunmaz. İşte bu şekilde örnekler varken,
çocuklarımızın kavga dövüş hakkını kendilerinde görmelerine neden
şaşırıyoruz? Kimi zamanlar aile büyükleri arasında belirli bir çocuk
için tercih yapılabilir. Ancak bu tercih elbette ki açık bir şekilde
ortaya koyulmayabilir. Anne veya babanın kardeşler arasında şu ya da bu
çocuğa karşı bir eğilimi olabilir. Büyükanne veya büyükbabanın da şu ya
da bu toruna karşı bir zaafı olabilir. Bu durumda diğer kardeşlerin bu
eğilimi hissetmemesi mümkün müdür?Unutulmamalıdır ki, çocuklar ev
içerisinde olan biten herşeyi hissederler. Dolayısı ile bu durumu da
hemen fark edecek ve özel ilgi gören kardeşe karşı olumsuz duygular
besleyeceklerdir. Halbuki gözde olan kardeş her zaman özenilecek kişi
değildir ancak diğer çocuklar bunu bilemeyebilir ve o çocukla rekabete
girişebilirler. Unutulmamalıdır ki kıskançlık dinamik ve doğal bir
duygudur ve çocuğun ileriye doğru yol almasını sağlar. Anne ve babanın
bu konuda yapabileceklerine bakmadan önce şu noktayı her zaman göz
önüne almaları gerekmektedir. " Anne ve baba sevgisi eşit dilimlere
bölünebilen bir pasta değildir. Bu pastayı kesmek çok zor olabilir.
Pergel ve cetvel kullanılsa dahi masanın etrafında kıskançlık
alevlerinin yükselmesine engel olunamayabilir." Çocuk yetiştirirken
çatışma, üzüntü ve rekabetlerin varlığının unutulmaması gerekir. Anne
ve babanın dikkate alması ve uygulamaya koyması gereken en önemli
nokta, her çocuğun kendine özel tekilliğini teşvik etmesidir. Anne,
baba olarak, her çocuğun kendine has olumlu özellikleri olduğunu
hatırlamalı ve çocuğuna sahip olduğu bu olumlu özellikleri sıkça
hatırlatmalıdır. Çocuğuna bu özellikleri ile gurur duyduğunu
hissettirmeli ve onu sevdiğini ifade etmelidir. Önemli olan kıskançlık
duygularını tamamen ortadan kaldırmak değil bu duyguları yatıştırmaktır.
|
|