11/4/2008 - Anne Bağımlılığı ve Ayrılık Korkusu-Psikoloji
| Ayrılık
korkusu sanıldığının aksine sadece çalışan annelerin çocuklarında
görülmez. Uygun bir dille anlatıldığında çocuklar annelerinin işe
gitmeleri gerektiğini ve akşam eve geri döneceklerini anlar ve
kabullenir. |
|
 | Yaşamın
ilk yılı bebeğin anneye her yönüyle bağımlı olduğu bir dönemdir. Çocuk
yürümeye ve koşmaya başladığında ise kendi başına hareket etme,
bağımsız olma isteği içinde olmasına rağmen anneyi etrafında görmekten,
onun yanında olmaktan hoşlanır. Sosyalleşme becerisinin kazanıldığı 3
yaşa kadar çocuklar bir taraftan anneden ayrışmaya çalışırken bir
taraftan da bağımlılığı devam ettirirler. 3 yaşa kadar görülen bu
bağımlı ilişkinin bu yaştan sonra azalması, ilişki boyutunun
bağımlılıktan bağlılığa dönüşmesi beklenir. 3 yaş itibariyle azalması
beklenen bağımlılığın toplumumuzda uzun yıllar devam ettiğini, hatta
çocuk sahibi birçok yetişkinin kendi annelerine olan bağımlılıklarının
sürdüğünü görüyoruz. Ayrışma sürecinin beklenen zamanda
gerçekleşmemesi, bağımlılığın devam etmesi durumunun anne baba
tutumlarından kaynaklandığı söylenebilir. Bağımlılık geliştiren
çocukların annelerinin aşırı koruyucu, babalarının ise daha uzak
davrandıkları ya da her iki ebeveynin de aşırı korumacı tutum
sergiledikleri bilinmektedir. 2 yaşından itibaren çocuklar bazı işleri
kendi başlarına yapmak isterler ve bu konuda ısrarcı davranırlar.
Yaşına uygun olarak çocuğun bazı işleri kendi başına yapması için
fırsat tanımak ve çocuğu desteklemek gerekir. 3-4 yaş çocukları kendi
başlarına ya da az destekle yemek yemek, giyinmek, oyuncaklarını
toplamak, el yüz yıkamak, tuvalet ihtiyacını uygun şekilde gidermek
gibi işleri yapabilirler. Bu becerilere sahip olan bir çocuğa işini
kendi başına yapması konusunda izin vermemek, onun yerine her şeyi
yapmak çocuğun anneye olan bağımlılığını arttırdığı gibi özgüvenini de
olumsuz yönde etkiler. Bağımlı çocuk annesinin eteğinden ayrılmaz,
annenin tuvalete gitmesine bile dayanamaz, kısa süreli de olsa yalnız
kalamaz, güvensiz ve ürkek davranır, yaşıtlarıyla ilişki kurmakta
zorlanır, sürekli ağlayan, mızıldanan bir çocuk haline gelir.
3 yaşa kadar normal kabul edilen bağımlılığın bu yaştan itibaren
azalması beklenir. Bu yaştan sonra devam eden bağımlılık durumlarında
anne babaların her şeyden önce çocuklarının artık bakıma muhtaç bir
bebek değil de büyümekte olan bir birey olduğunu kabul etmeleri
gerekir. Kendi başına yapabileceği işler konusunda desteklemek, yol
göstermek, yapabileceği konusunda ona güven vermek, isteklerini dile
getirmesi konusunda fırsat vermek gerekir.
Çocuklar bebeklik döneminden itibaren kısa sürelerle anneden ayrı
kalabilirler. 3-4 yaşlarında ise gün boyu anneden ayrı kalabilir, hatta
zorunlu durumlarda birkaç haftalığına bile anneden ayrı kalmaya
dayanabilirler. Bağımlılık özelliği gösteren çocuklar ise ev içerisinde
bile anneden ayrı bir odada durmakta, kendi başına oyun oynamakta
zorlanır. Ayrılık korkusu sanıldığının aksine sadece çalışan annelerin
çocuklarında görülmez. Uygun bir dille anlatıldığında çocuklar
annelerinin işe gitmeleri gerektiğini ve akşam eve geri döneceklerini
anlar ve kabullenir. Her çocuk annesinin yanından ayrılmasından
huzursuz olur, geri dönüp dönmeyeceği konusunda endişe yaşar.
Bağımlılık özelliği devam eden çocuklarda bu endişe diğer çocuklara
oranla daha yoğun yaşanmaktadır. Çocuğun kısa sürelerle tanıdığı,
güvendiği kişilerle kalmasını sağlamak, nereye gidileceği ve ne zaman
dönüleceği konusunda doğru bilgi vermek, gerekirse bunu saat üzerinde
göstermek, koşullar uygunsa sizi arayabileceğini söylemek çocuğun
anneden ayrı kalmayı öğrenmesini kolaylaştıracak yöntemlerdir.
Anneden ayrılmakta zorlanan çocuklar yuvaya gitmekte ve uyum
sağlamakta da zorlanmaktadır. Yuva çocuğun sadece bakıldığı ya da oyun
oynadığı bir ortam değil, sosyalleşme becerisinin geliştiği, kurallara
uymayı, yaşıtlarıyla ilişki kurmayı, paylaşmayı öğrendiği sosyal bir
ortamdır. Özellikle bağımlılık özelliği devam eden çocukların yuvaya
gitmeleri bu bağımlılığın azalmasını sağlamaktadır. Ancak burada yine
anne baba tutumları önemli rol oynar. Anne babalar öncelikle yuvanın
sosyal öğrenme ortamı ve çocuğun sosyal gelişiminde önemli rolü
olduğunu kabul etmelidirler. Annesinden hiç ayrı kalmamış bir çocuğun
bir anda hiç tanımadığı bir ortama girmesi ve orada kalması çok zordur.
Yuvaya başlama düşüncesi oluştuğunda en azından birkaç ay öncesinden
çocuğun kısa sürelerle tanıdığı kişilerin yanında kalmasını sağlayarak
işe başlayabilirsiniz. Bunun mümkün olmadığı durumlarda ise yine birkaç
ay öncesinden çocuğa yuva ortamını, orada yapılacak faaliyetleri
anlatmak, yuvaların önünden geçerek nasıl bir yer olduğunu göstermek,
farklı yuvaları ziyaret ederek kısa sürelerle oynamasını sağlamak
çocuğun yuvayı tanımasını sağlayacak etkinliklerdir. Yuvaya başladığı
dönemde de onu ne zaman yuvaya götüreceğinizi, ne zaman ve kimin
alacağını etkinliği belirterek söylemek, gün içerisinde yuvada neler
yapacağını anlatmak önemlidir. Özellikle yuvadan alma saati konusunda
doğruyu söylemek ve buna mümkün olduğunca uymak çocuğun güven
duygusunun gelişmesi açısından çok önemlidir. Ayrılma korkusu yaşayan
birçok çocuk yuvaya gitmemek için çeşitli yollar dener. Ağlama, karın
ağrısı, kusma bu yaşlarda en sık görülen belirtilerdir. Bu tepkiler
karşısında çocuğu yuvaya göndermemek yuvaya alışmayı zorlaştıracağı
gibi bağımlılığı da pekiştirecektir. Bu noktada kararlı ve sakin olmak,
ağladığı ya da kustuğu için tepki göstermemek, fiziksel bir problem
olmadıkça yuvaya gitmesini sağlamak, yuvanın kapısında yaşanan ayrılma
törenlerini uzatmamak gerekir. Ayrılık endişesinin okul öncesi dönemde
halledilmediği durumlarda benzer durumların okul döneminde görüleceği
unutulmamalıdır.
Anne babalar kendilerine bağımlı çocuklar yetiştirmek istiyorlarsa şunları yapmalıdırlar:
- Her işi çocuğun yerine yapın.
- O dile getirmeden isteklerini anlayın ve yerine getirin.
- Büyüdüğünü kabullenmeyip hala bir bebekmiş gibi davranın.
- Becerilerinin gelişmesi için fırsat tanımayın.
- “Yapamazsın, beceremezsin” diyerek kendi başına yapmakta ısrar ettiği etkinlikleri (yemek yemek gibi) engelleyin.
- Yürüyebildiği halde bebek arabasında ya da kucağınızda taşıyın.
- Sürekli “aman, dur, düşersin” gibi ibareler kullanın.
- Yanınızdan hiç ayırmayın, tanıdığı kişilerle kalmasına izin vermeyin.
Bunları yaptığınızda emin olun ki çocuğunuz ömür boyu size bağımlı olacak, siz olmadan hiçbir şey yapamayacaktır.
Duygu Çalışır
Pedagog
|
|