'Operasyon
Ergenekon' kitabının yazarı gazeteci Şamil Tayyar, AK Parti içinde de
Ergenekon'la bağlantılı bazı isimlerin olduğunu söylüyor. Tayyar,
'Ergenekon partide bir korku iklimi yaratıyor. Psikolojik bir harekât
yürütüyorlar. Abdüllatif Şener ve Turan Çömez bu harekâttan
etkilendikleri için partiden ayrılmış olabilirler' diyor.
İşte Referans Gazetesi'nden Nuray Başaran'ın Şamil Tayyar'la yaptığı röportaj:
Ergenekon
Türkiye'yi altüst etti. Bunu ilk yazanlardansın, hatta kitap haline
getirdin. Herkesin kafasında bir Ergenekon var. Sana göre Ergenekon
nedir?
Şimdi Ergenekon çok derin ve merkezi bir
yapılanma ancak bu birdenbire ortaya çıkmış bir yapı da değil. İttihat
ve Terakki'ye kadar uzanan ana bir damardan besleniyor. Zaman zaman biz
buna gladyo, zaman zaman kontrgerilla ama bugün geldiğimiz noktada,
bizim o derin devlet diye tarif ettiğimiz, yani o karanlık ilişkiler
ağının merkezindeki o yapıya, bugün Ergenekon diyoruz. Şu andaki resmi
verilere göre, Ergenekon isminin bu yapıya verilmesinin tarihi daha çok
1999 gibi gözüküyor. 28 Şubat sürecinden hemen sonra, özellikle Batı
Çalışma Grubu'nun yavaş yavaş tasfiye edilmeye başladığı ve
Ergenekon'un devreye girdiğini görüyoruz. O da 1999. İdeolojik olarak
ve beslendikleri ana damar açısından baktığımızda birbirinin devamı
gibi gözükebilir. Aslında 28 Şubat sürecinin devamıdır. Ancak kadro
yapılanması birbirinden farklıdır. 28 Şubat sürecinde daha çok belli
bir mezhebin etrafında kümelenmiş yapı vardır. Bugün geldiğimiz noktada
Ergenekon'da, daha milliyetçi, ulusalcı vurgunun, dokunun güçlü olduğu
bir yapı var. O nedenle bu kadro farklılığı 28 Şubat sürecinde aktif
olarak rol almış kimi isimlerin de bulunmasının yol açtığı, onlar
içerisinde eğer bir frekans birlikteliği bir doku paralelliği varsa, o
kadroların bir kısmı bu yeni yapı içerisinde yer aldı.
Ergenekon
geldiğimiz noktada sizin de tanımınızda kullandığınız bir çete
faaliyeti olarak gündeme geldi. Devletlerin kendini koruma amaçlı
kurduğu yapılar dünyanın her yerinde var. Çete dediğiniz Ergenekon'u o
yapılardan ayıran unsurlar sizce ne? Bir de subay, astsubay emekli
paşalar bağlantısı kurulunca, Ergenekon'la ister istemez TSK da
ilişkilendiriliyor. Siz ne düşünüyorsunuz?
Bir
organik bağdan söz etmek söz konusu değil ancak destek verenler var.
Çünkü o desteği almadan, bu gücü kullanmaları mümkün değil. Bunların
istihbarat bilgisine ihtiyaçları var. Zaman zaman bu son bazı şeyler de
görüyoruz. Silahlara ihtiyaçları var. O nedenle TSK içerisinde, bu
yapıya destek veren unsurlar var. Ama bu kurumsal destek değil, yani
daha çok münferit gibi görmek mümkün ama bu münferit örnekleri ortadan
kaldıracak bir tavır sergilenmiyorsa, ortada bir ihmal var. Demek ki
TSK yönetimi açısından bu son Ergenekon soruşturmasında benim gördüğüm,
başta Yaşar Büyükanıt olmak üzere, Genelkurmay karargâhının bu
operasyona destek verdiği kanaatindeyim. Eğer siyasi otoriteyle ve
yargıyla ve asker arasında bu zımmi mutabakat olmasaydı, Ergenekon
soruşturması bu aşamaya kadar gelmezdi. Benim kişisel kanaatim, Yaşar
Büyükanıt'a yönelik, son dönemde ulusalcı çevrede başlayan tepkilerin
de bir ölçüde Ergenekon konusundaki pozitif tavrından kaynaklandığını
düşünüyorum. O kesim Ergenekon soruşturmasında Büyükanıt'ın operasyonel
güce destek verdiğini veya en azından sessiz kalarak onları
cesaretlendirdiğini düşünüyor. Benim kişisel kanaatim, Yaşar
Büyükanıt'ın burada bir zımmi desteği olduğunu düşünüyorum.
Çok tehditler aldığınızı duyuyorum. Korunuyor musunuz?
Çok tehditler alıyorum. Koruma için talepte bulunmuştum, olumlu karşılamışlar. Bir koruma tahsis ediyorlar.
İki
dava bir arada yürüyor: Kapatma davası ve Ergenekon. Bu iki dava
birbirinin rövanşı gibi algılanıyor. Hakikaten bir rövanş var mı bu
işte?
Ben çok rövanş olarak algılamadım. Çünkü
kapatma davasına teşebbüsün çok eski tarihe uzandığını biliyoruz. O
dönemden bu yana ciddi olarak hazırlıklar vardı. Ergenekon da sekiz
dokuz aydır devam eden bir soruşturmanın sonucuna geldiğimiz bir nokta,
o yüzden ikisi arasında bir paralellik görmüyorum.
"Bir numara" diye bir şey var. Bir numara kim?
Bir numarayı bilmesi gereken herkes aslında biliyor.
Biliyor musun?
Bildiğimi
düşünüyorum. Elimde bir doküman yok, imzalı belgeli bir şema yok ama bu
olaylarla ilgili araştırma yaparken, kafamda oluşmuş bir kanaat var. Bu
kanaati tanık sıfatıyla ifademi alan ve soruşturmayı yürüten savcılara
da verdim.
Onlara bir numarayı söyledin.
İfademde yok ama bilgi olarak aktardım.
Davanın sonucunda Türkiye bu bir numarayı tanıyacak mı? Ne düşünüyorsun?
Ergenekon
yapılanmasıyla ilgili bir numara başta olmak üzere, tepe yöneticilerle
ilgili benzer kanaatlerin, soruşturmayı yürüten savcılarda da
oluştuğunu ve onların da kafasında bazı isimlerin şekillendiğini
düşünüyorum. Bu konuda kesin bilgi sahibi değilim. Ancak bir numaraya
kadar gidebilirler mi? Gideceklerini düşünmüyorum.
Niye düşünmüyorsunuz?
Çünkü
bu üç dört savcının iradesini aşan bir büyüklükte, bir boyutta. O
nedenle, "hadi biz bunları da yapalım" diyemezsiniz. Bir numaraya kadar
giden bir soruşturma iradesini göstermek gerçekten çok zor ve bugünkü
mevcut koşullarda da imkânsız gibi geliyor. Hele AK Parti'nin kapatma
davasından sonra, bu bana göre tamamen imkânsız hale gelmiştir.
Büyük
bir kesim AKP'nin kapatılacağına inanıyor. Ama görünen o ki, siyasi
yasak getirilecek milletvekillerini bile bir kenara koysak, AK Parti
tek başına iktidar olmaya devam edecek gibi duruyor. Kapatmadan ve
yasaklardan sonra bile. Bu noktada AK Parti'de Ergenekon'un bağları
olan Brütüs'ler veya Erdoğan'ın Brütüs'leri var mı?
Tabii
AK Parti içinde de Ergenekon'la şu ya da bu şekilde bağlantılı bazı
isimlerin olduğunu düşünüyorum. Zaten düşünün ki, toplumun %47 oyunu
almış ve iktidardaki bir siyasi partinin içine nüfuz edemiyorlarsa
zaten hedeflere çok kolay ulaşamazlar. O yüzden yine bağlantılı
olduklarını düşünüyorum.
Kapatmadan sonra AK Parti'yi yönetecek kişi konusunda Ergenekon etkin olabilir mi?
Yok AK Parti'de o kadar nüfuz kullanabilecek durumda değiller ama şu da bir gerçek
AK Parti'yi parçalayacak güce sahipler mi?
Şu
anda öyle bir izlenim edinmedim ama sıkıntı verebilirler. Abdüllatif
Şener'in 22 Temmuz seçimlerinden önce böyle bir potansiyel
cumhurbaşkanı adayı gibi sunulması, yine aynı çerçevede Şener'in aday
olmaması, adaylık ihtimalinin ortadan kalkınca daha sonra seçimlerde
milletvekili adayı olmamasında, bunların bir dolaylı etkisi olabilir.
Hani bu Sayın Şener'le, onlar arasında bağlantı olduğu sonucunu elbette
doğurmaz. Ama onlar öyle bir psikolojik harekât yürütüyorlar ki, bu
psikolojik harekâttan Sayın Şener etkilenmiş olabilir. Yine Sayın Turan
Çömez'in de açıkçası Ergenekon'un yaydığı korku ikliminden etkilenmiş
olacağını düşünüyorum. AK Parti içerisindeki, o muhalefet stratejisinin
biraz da bu etkilenmeden kaynaklanmış olabileceğini düşünüyorum. Bugün
de Çömez gibi olanların sayısı, bu psikolojik harekâttan etkilenmiş ve
kafası karışık milletvekili sayısı, yirminin üzerinde.
Başbakan Erdoğan'ın çok yakınındaki isimler de var mı bu yirmi kişi içinde?
Var, isim vermem çok şık olmaz.
"Ergenekon'da
bir numaraya ulaşılabileceğini zannetmiyorum" dediniz. Bu kanaate
nereden vardınız? Boyutları nereye kadar varabilir, senin beklentilerin
nelerdir?
Çünkü bir numaraya kadar gidecek bir soruşturma ancak devletle bir mutabakatla olur.
Ama başlangıcında böyle bir mutabakat oldu mu?
Bir
zimmi bir mutabakat var. Ama bu mutabakat oraya kadar giden bir şey
değil. Daha çok alt düzeyde safraların atılması konusunda olduğunu
düşünüyorum. Şu anda çetenin ortaya çıkarılan üyeleriyle ilgili
geldiğimiz nokta, bir safra atılma operasyonudur. Aslında buna
Ergenekon'un da ben dışardan dolaylı destek verdiğini düşünüyorum. Eğer
bunlar tasfiye edilmeseydi, belki soruşturmanın seyri daha derinlere
gidebilirdi. Onlar da buna bir miktar izin vererek kendilerini
kurtardılar. Bunlar daha çok, dağcı operasyonunda ip koptuğu zaman,
işte diğer dağcıların ölmesini engellemek için kendi ipini kesen
dağcılara benziyor.
Bir numara da dahil olmak üzere Ergenekon'un merkezinde bulunanlar bu operasyona yardımcı ya da müdahil mi oldular?
Müdahil
değil ama birtakım bilgilerin sızdırılması, belgelerin sızdırılması. Ya
da en azından sessiz kalmışlardır. Ya da onlara sahip çıkmamışlardır.
Peki, neden böyle bir şey yaptılar?
Çünkü
işin şakasının olmadığını gördüler. Ve ciddi olarak bir soruşturma
yürütülüyor ve soruşturma giderek derinleşiyor. Ve onlar da bir yerde
kesilmesini arzu ettiler ve çektiler. Daha ötesine gitmesi için
devlette dediğim gibi, bir mutabakat olması gerekir. Ama bu mutabakat
şartları, bugün için söz konusu değil, ilerde olur olmaz mı onu da
zaman gösterir. Bugün için öyle bir mutabakat söz konusu değil.
Ana gövdeyi emekli askerler oluşturuyor
Ergenekon kimler tarafından kuruldu, devlet bunun ne kadar neresinde?
Daha
doğrusu devletin tam merkezinde, tam göbeğinde. Toplum üzerinde etki
yaratabilecek, nüfuz kullanabilecek her kesimden temsilciler var.
Askerler var, yargı mensupları, gazeteciler var, yeri gelince
psikologlar, doktorlar, akademisyenler var. Toplum üzerinde güç
kullanabilecek her kesimden temsilciler var. Ama ana gövdeyi oluşturan
kesim, ağırlık olarak emekli askerlerden oluşuyor. Şu ana kadar bu
Ergenekon şeması içerisinde yer alan, bir muvazzaf subaya ben açıkçası
rastlamadım. Aktif olarak hâlâ görevde olan bir subay yok. Daha çok
emekli paşalardan ya da emekli diğer rütbelilerden müteşekkil. Ancak
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içerisinde bu yapıya şu ya da bu sebeple
doğrudan ya da dolaylı destek veren subaylar, astsubaylar var.