23/4/2008 - SAGOPA KAJMER-RESİMLERİ VE ŞARKI SÖZLERİ

BAYTAR
Bu dilden firar eden her söz, yaydan çikmis ok gibi
Sözler bazen bir hazine bazen dermansiz bir dert tipi
Geçmis dünden bahsetmek lezzetsiz
Gelmemis yarindan hep mi sikayetçiyiz biz
Aklimin ipinin ucuda kaçmis, timsah katreleri bosalsin
Bir iki damla hiç degersiz
Hüzün ve kaderin pençesinde bir dev nam-i-degersiz
Gece-gündüz ömürden yontar dünya dönmez yarensiz
Bugün ömrün yarim gün, serbest kalsin fikrim
Senin tozlarini silemez tenimden ellerim
Varlik ruhu terk eder gözün gözümden ayrilinca
Bendeki ask altin misali agirliginca
Sensiz benlik yokluk demek kalbim sana emekçi
Ask denen illet çorak arazide tilki misal kurnaz bekçi
Basim sarkit bir mahalsiz cümle yolumun önüne tas
Dudaklarınla kaderi nikah eden çakir keyif dertdas
Gören der ki sel agzina bina yapmak aptal isi
Yel eserse kirmaz disimi, kalp bir körse görmez bir seyi
Saniyeler dakikalarla yapar alisverisi
Saatler seni alir benden korkarim olamaz gelisi
Hasret gözümün isiklarini söndüren alçak misafir
Afitap sönük bir mum ayrilik hain bir zehir
Melek yanimda yüzünü saklar felek yüzüme kas çatar
Bir tek bu hüznü sen bogarsin ipek tenin derime batsin
Rüzgar saçini süpürse mest olur bakislarim
Adinla uyanir kulaklarim, yüzünle açar göz kapaklarim
En güzel siirlerimle kaleme adini sayiklatirim
Odamin hayaletisin sessizligine asigim
Derdime çare baytarim yok
Dengeme destek tut ki durayim
Safak günesin fermani geçer aci tatli sayili zamanin sancisi
Ama melek bir yandan, seytan bir yandan
Basim zindan yokluk var bu kaçinci sikayetim bilmem
Kafami duvara yasladim omuzlarin yanimda yok
Ahbaplar maymun istah sahibi benim içim senle tok
Yok ki gücüm belki devler ülkesinde bücürüm
Sessizliginle gelir hüznüm yoklugunda gömülü ölüyüm
Bu devranin binlerce sevgi müsterisinden biriyim
Yalnizligima küfrederim sensiz halden müstekilim
Ilelebette dönmez olsan bil ki yalniz nöbetteyim
Hatalarima savas açtim her gün farkli kefendeyim
Hayat günlük defter yapragi hazan gelir dökülür
Gelirken ne getirilir ki giderken ne götürülür
Dertle anlas deva bul üzüntü kalbi sömürürür
Yüzüne baktigim her an cennetten bahçe görülür
Gülüsle sen degil gönül bucaklarinda harabeler
Bu hilekar tavirla geçer fena saatler
Seni içeren masallarim anlatilacak kadar kisa degiller
Ask ilinde bir tarafta cüceler diger yanda devler
Derdime çare baytarim yok
Dengeme destek tut ki durayim
Safak günesin fermani geçer aci tatli sayili zamanin sancisi
Ama melek bir yandan, seytan bir yandan
Basim zindan yokluk var bu kaçinci sikayetim bilmem


Bebeğim Öldü
Ve bebekler de ölür...
Hayatımın gerçek öykülerine ayrılan bir filmin soundcheckindeyim.
bir yazar mıyım ? yoksa tek şiirlik şair mi ?
Notumu verdi hocalarım nasihatı koydum cebime ve zorda kalana dek çıkarmadım.
Ve ben bozuk paraydım anlaşılamadan çiklet oldum
Ve ben bütündüm yarimi sevgilimde bırakıp yarimi sokağa attım
Canımı yolda buldum, canıma teslim ettim, canıma okudu
RAP canımsın !... Canıma okudun canıma kastın
İçimde saklı bir kaçak çocuk korku dolu bakışlarıyla gizlenirken iz bırakmış anılarıyla sevgili.
Mutluluktan ağlak olmak artık bir seferlik bana da mahsus
Anlamak kolaysa bak bi gözümün içine !...
Yer mi Len Velet !?!?... Sekiz senemle ben dalaştım kimsecikler yoktu mikrofonu mu buldum
İçimi döktüm.
Zihnimin derinliklerinde yaptığım kazılarda onca yılın çöpleri yatılı
Onların içinde binlerce ölümsüzlük ölümü görmüş
Kaybettiğim gülücüğü gül demeti halinde koymuşlar oysa ki suratıma
Gömülü parmak izlerin omuzlarımda
Gözlerimde bir filmsin. Göz çukurlarımda uyuya kalmış bir bebeksin.
Bende ninninim uyu....
Dayan sabır gerek
Yolun uzun, vakit kısa
Ölüm yakın...
Tanrım ona acı.
Sebep-sonuç : gecem hüzün(dolu)
Bilmecelere ısınamadım hele de senle ilgiliyse
Sevemedim sualleri cevapların yetersiz kaldi
İçime sinmemişti duyduğum yanıtların yarim
Parçalandı ellerinde kum duvarlarım
Ne hakla yarimi benden aldın ?
Yine de bir günahkar göremedim seni
Susar dudaklarım susar çocuklarım
Bir vahada yolumu kaybettim
Susar bu kuru dudaklarım
Alışkanlıklarıma yoklama yaptım
Girme sınırıma cephanen yoksa vururum tek atışta gözünün yaşına bakmadan
Toz Ol !....
Bende başta bir çocuktum sende oyuncak oldun
Tarihin sayfa aralarına kırmızı gülümü çoktan koydum
Alacakaranlık geriye çekti güneşi
Bir içim tütün tadın
Kadın !.. özün toprağın buruk nefesi
Kim der ki ; Sago yaşamın minik bebeği ?
Bir yaz akşamında hayata attım göz bebeğimi, bebeğim öldü...



Vasiyet
fecre dal!..
fedai cembiyeleri ile cenkte kaldı, surlarımda kahpe uyuya daldı.
suretim şarap misali eskidikce değeri arttı.
serserim,serim giotin altı.
kalbimde senede kaç kez birisi idam aldı ha !?
şaibelerim şairimdi, şakacı mecburi sıfattı.
rıhtımlarımdan gemiler kalktı, yolcular ağırladım ağır ağır.
revanlarım..
güneştim bir ara yağmur, oldum.
kendi deryalarımda kendimi zorla boğdum.
...spekülatif düşlerin spazmı var.
stagflasyon önlemliydi, sözümü kesme girişiminde bulunan herkeseydi radikal argolar.
söyle ne zaman bitti aşka dair tangolar?
her işte bir racon var.
haydi egoma sponsor ol!..
ecemle ecele giderim. rabbenamı bir hiç uğru tersledim.
of haaşaaaa!...
bir dilekti vurgun oldu, votka redbull ciğere doldu.
sagopa nadir sarhoş oldu
cemre geç de olsa düştü.
kelimelerdi kerimelere ve kertelerime münzeviydim.
dünveyi senaryolarda "RAP" denen bahirdim.
münasebetsiz küfrü bastım, onurun canını yaktım.
altı senedir aklındayım, çekemedin yoo farkındayım.
RAPimtraksın, sen reel değilsin.
yazdıklarına sadık olamadın, söyle kaç eşlisin?
muaf bıraktım seni ve kitlelerini, sarfiyatlarım fiyatsız..
anonim oldu haykırışlarım
az önce doğdum
halatım yirmi yedi boğum
sele gitti ağustosum
vasiyet etmek istedim şarkılarımı kızıma, hep sonunda kendimi vurdum.
şarjöru doldurdum..
koştuğum bu yolda yarimi sonladım ve kocaman adama döndüm.
sanma çok telaşlıyım, durgunum biraz.
solgunum yüzüm, bitkinim ufaklık.
sen de gel peşimden amma çok çalış!..
duvarda yazmaz her kural,
yumruk yersin yılma kalk, dayan!..
bu abi yerle çok sevişti.
düşmek hiç ayıp değil, kalkmasını bil!..
ve acele et şu gözyaşını sil!..
sagopa idol oldu bak dedim babam, ben dayandım.
buraya kadar geldim 27 adım.
takma kendimden can sıkıntım, önceden beridir bir ölüm takıntım.
bunu da yüzüme vurmasınlar sade evde yüzüm asık, dışarda sempatik takıldım...
 
İstisnalar Kaideyi Bozmaz
VERSE 1
hava yasla
İstisnalar kaideyi bozmaz,bu civan bu civarda fazla
tozmaz
Elimi verdim ,kolumu kaptın,gözümü çektim,aklımı
aldın.
Yaşam mı ben mi bedbahtım?
Sallanırsa da yıkılmaz tahtım.
Canım yanar ödün kopar canım,tabularımı kendim yazdım.
İstisnalar kaideyi bozmaz,kuru yanında yaş telaş
yapmaz.
Eli uzun alemin,cebi de tenha,sivri dillerin alayı
kesilir anla.
İstisnalar kaideyi bozmaz,kuru yanında yaş telaş
yapmaz.
Eli uzun alemin,cebiyse tenha,sivri dillerin alayı
kesilir anla.
VERSE 2
Ya Allah
Paranın değeri arttı millet,insan değeri battı.
Kimlere kaldı artı ?
Sendeniz bir boş vakit arakladın,poponsa yan gelip de
yattı.
Yine mi komada martı?
İşlevsizlerin hepsi karttı.
Hanginiz bu piste havlu attı?
Vaktim geldi çattı,kiminde temmuzun yakıydı,kimisi
marttı.
Cebinde biriken az buçuksa şanstı.
İşler organize edildi ve amiral battı.
İstisnalar kaideyi bozmaz
Kuru yanında yaş telaş yapmaz
Eli uzun alemin cebi ise tenha
Sivri dillerin alayı kesilir anla...

Bir Pesimistin Gözyaşları
Aldanışlar orada kaldı, aldatıldın ahın vardı, aldatıldım
ahım aldı, yalvarıldım vahım oldu, aldanışta masum oldun,
yalvarışta yüzüm soldu. dikene battı yalanın ağzı,
yatsılarda mumlar öldü. düşümü böldü sevgi çölünün ölüme
çeken o kavuran nefesi, akşamında leşime baktım, peşime
takılan adını kazıdım, ümidi çaldım, ahı yanıma vardı,
vahımı şarkı yaptım, dinledikçe ağladım, gözyaşım!...
insan umudu taşıdı, kimisi kırdı umudu, lakin kiminin
sahip olduğu tek şey oydu, hepsi buydu. yoksulluk
korkusuyla ömrü servet peşinde harcayanda gördüm
fakirliğin özünü, çevirdim yüzümü, dostumundu teklif,
düşmanındı ısrar, acaba nereye kadar sürer bu tekrarlar.
yalanlara radar olsan neye yarar, zararın dönüşü kârın el
mi sallar? batan güneş yine doğar. batan gemi yatan mezar,
azar azar kazar mezar, kumar umar arar, yazar kader kime
çıkarsa bahtı tahtı kapar, tanrı bunu hep yapar. salla
gitsin arzular gemiler zaten batık, yolla gitsin mektuplar
adresin mi kayıp? zorla güldü âmâlar ağlamak mı ayıp?
korla yandı umutlar geçen dünü sayıp, yor ki aklını
hakkını sorgula düne bakıp?
Kaç tabut gömülecek yeraltına ve kaç kişi gidecek habersiz
uzaklara? kaç yalan yıkacak güvenleri? kaç satır yazılacak
kader kitabına ve kaç dua edeceksin tanrına, kaç damla
gözyaşı dökeceksin uğruna? kaç yarın bekleyeceksin?
sonralara kaç damla gözyaşı?
Tasanın etrafında gezgin olmuş insanlar kısacık molalarda
tanıdılar mutluluk denen kelimeyi ve tanrı bâş etti, çile
doğdu, hile koydu adını günahın. sille vurdu, illeler
inatçı yordu, sınava tabi tabiat ananın evlatları rabbi
tanımadı, kimisi küfretti yaradana, zülmetti kendine,
hükmetti paraya, çoğuna paralar sıktı kurşunu yaralar açtı
durumu battı. dünya malı uçan halı, kırılır dalı her
ağacın, yıkılır her bina affette, gofret, bedelindir o
dökülen tuzlu yaşlar, haşlar gözünü yıka yüzünü, hüzünü
her adem tanır, geçici bir dövmesin şeklini çizdi tanrı
topraklara; vakti gelince kazma kürekle silineceksin.
dayanacağın bir duvarın yoksa ör hadi, kuvvete dayanamayan
adalet aciz, adalete dayanamayan kuvvet zalimdir, hakkımı
isterim, payıma düşen herşeyi alırım felsefesi, haksızlık
oyunlarında hakkı yendi, rengi kaçtı yaşamın, derdi sardı,
yaranın acısı tacı attırdı krala dahi, bir ömür fani, bir
umut hani? tebessüm vahi, kabusum gani yazdıklarım;
yazacaklarımın güvencesi sago k.
Kaç tabut gömülecek yeraltına ve kaç kişi gidecek habersiz
uzaklara? kaç yalan yıkacak güvenleri? kaç satır yazılacak
kader kitabına ve kaç dua edeceksin tanrına, kaç damla
gözyaşı dökeceksin uğruna? kaç yarın bekleyeceksin?
sonralara kaç damla gözyaşı?

|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
8/4/2008 - NEV
NEV
4 aralık 1968'de istanbul'da doğdu. ilkokul 1'de bilgiç rolünü kaparak,
pamuk prenses'le danseden tek cüce olama şansını yakaladı. Müziğe her
sağlıklı türk çocuğu gibi mandolinle başladı. Sonraki yıllar üretim
boyutuna zemin hazırlayan; dinleyerek, yeni müzikler keşfederek,
koleksiyon yaparak geçirdiği ve müzikal kimliğinin temelinin atıldığı
yıllardı. Bu arada erkeklerin de alındığı bir sene, çamlıca kız
lisesi'nde okurken ileride şarkılarına konu olacak olan küçük kız ve 19
yaşında koca bir kadın psikolojilerini gözlemleme fırsatı buldu.
Üniversite 2. sınıfta bir elektro gitar aldı ve gitar eğitimine
başladı. 5. ayın sonunda sahnelerdeydi. Üniversite eğitimi boyunca yaz
aylarında güneyde müzik yaptı. Onu bugün ki duruşuna hazırlayan bu
süreç, müzikal gelişiminde ciddi bir yer tuttu.
Üniversite bittikten sonra kendisinden beklendiği üzere iş hayatına
atıldı ama ama bu süreç müzikle bir arada devam etti. 1995 yılında
Hakan Özer, Kıvanch K. ve Tolga İnci'den oluşan Chantage'la Cool Bar'da
müzik yaptı. Zamanla bestecilik kimliği ağır basmaya başlayınca, artık
bir yol ayrımında olduğunu farketti ve tamamen müziğe konsantre oldu,
çünkü artık birikimi üretime dönüşme noktasına gelmişti. 2000 yılında, Teoman'ın daveti üzerine katıldığı Türkiye
turnesinde, Ege ve Akdeniz şeridinde 100.000'e yakın kişinin kendi
müziğine verdiği olumlu ve heyecan verici reaksiyonu deneyimleme
fırsatı buldu. Üç yıla yayılan özenli bir stüdyo çalışmasının ardından, tüm
beste ve sözleri kendisine, Kıvanch K.'nın bir parçadaki remix'i
dışında düzenlemeleri Hakan Özer'e ait olan; Özkan Uğur, Göksel, Tuba
Önal gibi isimlerin yer aldığı ilk albümü 'Herşeye Rağmen" müzik
marketlerde yerini aldı. 2004 temmuz ayında müzik marketlere sunduğu
"Sen Gibi " albümüyle müzikteki başarısını kanıtladı. Kendi müziğini
rock pop gibi belli tarz kalıpların içerisine sokmayan Nev bu albümle
bir çok müzikseverin yüreğinde yer etti. Nev 3 yıılık aradan sonra 2007
yılının ağustos ayında çıkardığı ''Işığım Ve Gölgem'' albümüyle
müzikseverlere merhaba dedi.
Işığım ve Gölgem, Nev ve Naim Korudağ prodüktörlüğünde 1,5 yılda
hazırlandı. 12 şarkının yer aldığı albümde, Kör Kuyular ve Kelebek
şarkılarının 2 farklı versiyonu yer almakta. Albümdeki tüm şarkıların
söz ve besteleri Nev’e ait.Ayrıca Nev bu albümde soloları da kendi
hazırlamış.
Işığım ve Gölgem’ in ilk klip şarkısı Sükût-u Hayal, elektrik
gitarla yapılan nağmeli solo melodisi ile dikkat çekiyor. Nev, Sükût-u
Hayal’de yaşanan aşkı ve yalnızlığı bir başkasıyla dertleşirmişçesine
anlatıyor. Aşk Meydanı adlı şarkısında ilk defa rap vokal yapan
sanatçı, Cevriye Cabbar’la muzipçe gülümsüyor. Nev yeni albümünü
anlatırken “İstedim ki deniz gibi olsun. Hem sığ hem derin olsun.
Sanmayın başkadır niyetim, sadece kucaklamak istedim.” diyor.
80’lerin naif ve lirik anlayışını 2000’lerin sounduyla birleştiren
Nev, her zamanki samimi tavrıyla kendi hikayelerini ve aynası olduğu
hikayeleri anlatmaya devam ediyor. Alaturka tınıları Pop-Rock
merkezinde uyarlayan sanatçı, Işığım ve Gölgem’i kendisi ile yüzleşmek,
gölgesine sahip çıkmak, bazen bir kelebeği özgürce dokunmadan
sevebilmek, ayrılık, acı, mizah gibi temalara değinen bir albüm olarak
nitelendiriyor.


Nev dertli mi dertli: Gönül yanmadan dil söylemiyor
Röportaj:
MEHMET RIFAT YEĞEN
O, önce ‘Zor’la duyurdu kendini bize, ‘Mühürlü Kaderim’le sevdirdi,
‘Dem’le demlerken ‘Efkârlı’yla büyüledi. Nev’den bahsediyoruz tabii
ki...
Şiir tadındaki şarkıların yorumcusu, ‘nev’i şahsına münhasır’ müziğin sesi o.
Yeni albümünü dinlerken, “Yine yapmışsın yapacağını.” diyoruz.
“Gönül yanmadan dil söylemiyor ki aga...” diyerek cevap veriyor. Evet!
Nev, üç yıllık bir aradan sonra ‘Işığım ve Gölgem’ albümüyle
müzikseverlerin karşısında: “Eksiklerinin farkında, seksenlerdeki ruhu
özleyen, kendi gölgesine sahip çıkan, alternatif durmaktansa
kucaklayabileceği herkese göz kırpan, deniz gibi bir albüm.”
Onun müziğini tek bir kelimeyle tanımlamak mümkün değil. Rock da,
pop da, alaturka da yalnız başına onun tarzını anlatmaya yetmiyor.
Tınıları da ismi gibi müsemma. Şiir tadındaki şarkıları, güçlü sesiyle
birleşince ortaya ‘nev-i şahsına münhasır’ bir yorum çıkıyor. Adını
önce ‘Zor’la duyurdu, sonra ‘Mühürlü Kaderim’le kendini sevdirdi;
‘Dem’le demlerken ‘Efkârlı’yla büyüledi. Tabii ki Nev’den bahsediyoruz.
Yeni albümünü dinlerken “Yine yapmışsın yapacağını.” diyoruz. “Gönül
yanmadan dil söylemiyor ki aga…” diyerek cevap veriyor. Evet! Nev, üç
yıllık bir aradan sonra ‘Işığım ve Gölgem’ albümüyle müzikseverlerin
karşısında. Yeni albümü için, “Eksiklerinin farkında, seksenlerdeki
ruhu özleyen, kendi gölgesine sahip çıkan, alternatif durmaktansa
kucaklayabileceği herkese göz kırpan, deniz gibi bir albüm.” diyor Nev.
Hareketli bir albüm olmuş...
Bu albümde bütünü kucaklamak istedim. Deniz gibi hem sığ hem de
derin tarafları olsun istedim. Sığ olması boş veya anlamsız olması
demek değil. Denizin sığ tarafı eğlencelidir. Derin tarafı da enerji
ister. ‘Cevriye Cabbar’la coşsun, ‘Kör kuyular’ ve ‘Gölge’ ile de
içerik derinleşsin istedim. ‘Işığım ve Gölgem’ diyerek denge bulmaya
çalıştım. Albümün prodüktörlüğünü de ben yaptım. Birçok enstrümanı ben
çaldım. Keyfimce Nev’i ifade etmek istedim.
‘Işık’ ve ‘Gölge’ neyin sembolü?
Işığın ve cismin olduğu her yerde gölge var. Gölge karanlık demek
değil. Sadece ışığın eksikliği demek. Bizim gölgeli yanımız da
eksikliklerimiz. Tasavvufta da böyle. Allah’la nefsimiz arasındaki
ilişkide de böyle. Allah’ı ışığın kaynağı, nefsimizi de cismimizin
yanında duran gölge olarak görebiliriz. İbn-i Arabî’nin bir sözü var.
“Ayna kendini bilmez.” diyor. Ayna, sır ve suretle ilgili yazmaya
çalışırken fark ettim ki gölge meselesini anlamadan ayna anlaşılamaz.
Gölgeyi araştırırken gördüm ki bu mesele üzerinde çok durulmuş. Sadece
sanatta ve sinemada kullanılmamış. Psikolojiden felsefeye, halk
edebiyatından Karagöz’le Hacivat’a kadar her yerde var. Mistik
tavırlarımızın içine yerleşmiş. Hayata yalnız Homeros’tan bakmak bana
pek sevimli gelmiyor. Bizim büyüklerimizin, Muhyiddin İbn-i Arabi’nin
ortaya koyduğu “Ayna kendini bilmez.” söylemi içerisindeki incelikleri
ve sanatı görmeye çalışıyorum. Benim için sanat kesretle vahdet
arasındaki köprüdür. Allah’ın, insanı yaratışındaki gayeyi idrak
çabasıdır. O yüzden de ışığa gitmeden, gölgeli yanlarımızla yüzleşmek
çok mühim.
Müziğini nasıl değerlendiriyorsun?
Benimki bir Nev’i müzik. Bunun alt başlığına girersen, kendi
dilimizin ve coğrafyamızın enerjisini, melodilerini, ritimlerini
reddetmeden doğasıyla, olduğu gibi kabul eden ve bunu öyle sunan bir
Nev. Bu tarz içinde bize ait her şey var. Zaten Nev de o demek.
Efkârlanırsın. Bu daha bizden bir şey. Hüzün daha Batılı bir şey.
Önceki albümde Efkârlı diye bir parçam vardı. Efkârlıyım derken ‘F’ ye
şöyle bir basarsın. Daha bizden yani.
Hayranların popüler olmanı istemiyor. Neden?
İnsanlar beni yapmadıklarımla değerlendiriyor. Neyi yapmıyorsanız o
sizi anlamlı kılıyor. Beni sevenlerin aklına magazin anlamında hep kötü
örnekler geliyor. O yüzden ortada çok görünen bir adam olmamdan
korkuyorlar. Ben cemiyet hayatı içerisinde bir adamım. Doğru
tanımlanmış magazinin içinde yer almaktan da mutluluk duyarım. Amacım
şarkı üretmek ve o şarkıları da insanlara ulaştırmak. Dolayısıyla bu
beni doğru yerde tutuyor.
İlk albüm için neden 33 yaşına kadar bekledin?
İstanbul Üniversitesi’nde işletme okudum. Sonra finans alanında
yüksek lisans yaptım. Dünyanın en büyük spor ayakkabısı üreten
firmalarında çalıştım ve birinin de pazarlama müdürlüğünü yaptım. Ama
bunları yaparken müzik hep hayatımın merkezinde oldu. Öğrenim görürken
de yazları tatil köylerinde harçlık kazanmak için gitar çalardım.
Baktım burada bir meslek oluşmuş. Fakat ‘İcra etmeyi istediğim meslek
bu ama geçimimi sağlayacak meslek bu mu?’ diye sordum kendime. Memur
çocuğu olduğum için, biraz temkinli yaklaşmam normal. Bir taraftan
maddi açıdan böyle bir tercih var. Öte taraftan müziğimle ve müzik
kariyerimle ilgili bir başka tercih yapmam gerekiyor. Benim ilk şarkım
‘Her şeye rağmen’di. İlk albüme ismini veren parça da oydu. Engelliler
için yazmıştım. Biraz da deli cesareti gerekiyor. Engelliler için
yaptığım şarkıyı çıkarmadan kendi içimdeki engelleri de ortadan
kaldırmam gerekti. Bütün bunlarla mücadele ederken de biriktirdim.
Üç yıldır neler yapıyor Nev; deniz merakı devam ediyor mu?
Ediyor tabii. Babam Akdeniz Gemisi’nin kaptanıydı. Büyük kaptandı,
süvari diyorlar. İnsanın babasına layık olması lazım ya. Yelken filan
yapıyorum, ama kaptanlık ehliyetim de var. Öğreniyorum yavaş yavaş.
Amatör yat kaptanlığı ehliyetim de var. Haftada 1-2 gün Fenerbahçe’den
çıkıyoruz, dolaşıyoruz. Uzak yol yapmadım; bunu yapmak istiyorum. Başka
bir deneyim, bambaşka bir serüven olur.
Peygamberimize saygısızlık eden ülkede konser vermem
Danimarka’da, Peygamberimiz ile ilgili çirkin karikatürlerin
çıktığı sırada sen oranın müzik listelerinde üst sıralardaydın. Hatta
bir konserin bile vardı, sonra iptal ettin. Neden?
Bunu nereden duydunuz bilmiyorum ama madem sordunuz cevaplayayım.
Gitmedim; çünkü o bizim maneviyatımıza yapılmış bir saygısızlık ve
edepsizlikti. Hz. Peygamber’e saldırı vardı. Bu bir duruş; bir tavır
meselesi. Nerede, ne olursa olsun gitmem. Bunun sonuçlarına katlanırım,
ki hiç sorun değil. Ha! Benim bu tepkimi anlayabileceklerini ya da
anlasalar bile pek umursayacaklarını zannetmiyorum. Bunların hiçbirinin
doğru, sağduyulu insanlar tarafından kabul edildiğini sanmıyorum.
................................................................................................ http://www.youtube.com/watch?v=fx_TG9wGsHY
http://www.youtube.com/watch?v=eUD_yNOzPKw&feature=related
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
5/4/2008 - Keny Arkana "La Rage du Peuple-Halkın İsyanı"
Keny Arkana "La Rage du Peuple-Halkın İsyanı" Halkın İsyanı
1.Kısım Tamam, isyanımız var ama salya akıtan değil! Fab'a sor bakalım hayat bir pençe gibi şakırdıyor mu kaldırımlarda? Amacımıza engel olana isyan. Ters yaşama ezelden beri kazılı bir isyan. Büyükler çocukluğumuzu çalmışken hızlı büyümemize isyan! BAM! Bir yarış arabası ve bir duvar düşle. Çok istenen barışın imkânsızlığına isyan. Sokaklarımızda onca silahlı polise isyan. Lanet dünyanın kendini yıkmasına isyan. Masumların hep ateş ortasında olmasına isyan. İsyan, çünkü duvarları insan yarattı! Doğadan mı korktu ki kendini duvarlarla kapattı? Doğaya ait olduğunu unuttuğu için isyan. Ve derin bir umutsuzluktur, Barış güvercini hangi dünyaya uçtu? Toplumun lanet ölçülerinden yara almalarına isyan. İsyan evet isyan Çocukluğumuzdan beri isyan!
Nakarat: İsyanımız var Evet dimdik ayakta İsyan Sonuna kadar savaşmak için isyan ve hayatımızın bizi götürdüğü yere kadar… İsyanımız var Artık susamayız ve oturamayız! isyanımız var, yürek ve inancımız!
İsyanımız var Evet dimdik ayakta İsyan Sonuna kadar savaşmak için isyan ve hayatımızın bizi götürdüğü yere kadar… İsyanımız var Hiç bir şey bizi durduramaz! biz boyun eğmeyen, uslu, marjinal, hümanist ya da başkaldıran!
2.Kısım İsyan, çünkü seçmiyoruz, katlanıyoruz! İsyan, çünkü onarılmazlar hayli zamandır istif etti.. İsyan, ayağa kalkmak için ne bekliyoruz? İsyan, çünkü bize bıraktıkları tek şey isyan, çünkü bize kalan tek şey! İsyan, yaşamak ve sadece bugünü yaşamak. Baskı kafeslerinden sakınarak geleceğini seçmek. İsyan! Çünkü bu dünya boktan ama herkes ona katlanıyor… Çünkü onların hormonlu tarlaları dünyayı kısırlaştırıyor! İsyan, zincirlerimizi kırmak için isyan. İsyan, herkes ekranda ''gerçek'' kelimesini okuyor… İsyan, çünkü bu dünya bize göre değil bize sahte düşler satıyor… Biz aşağıda açlıktan ölürken, Babylon yukarda yağlanıyor!
Nakarat: İsyanımız var Evet dimdik ayakta İsyan Sonuna kadar savaşmak için isyan ve hayatımızın bizi götürdüğü yere kadar… İsyanımız var Artık susamayız ve oturamayız! İsyanımız var, yürek ve inancımız!
İsyanımız var Evet dimdik ayakta İsyan Sonuna kadar savaşmak için isyan ve hayatımızın bizi götürdüğü yere kadar… İsyanımız var Hiç bir şey bizi durduramaz! biz boyun eğmeyen, uslu, marjinal, hümanist ya da başkaldıran!
3.Kısım İnancımızı korumak ve ilerlemek için isyan… Bir Chirac, Sharon, Tony Blair ve Bush'a isyan! İsyan, çünkü kan ağlayan yüreklerin acısı asla duyulmuyor… İsyan, çünkü beterin beteri yok! İsyan, çünkü batı sömürgeci gömleğini çıkarmadı… İsyan, çünkü acı her zaman bize koyuyor. İsyan, çünkü tarihsel bilgi artık çağdaşlaşmıyor. İsyan, çünkü çok fazla sır var, devletin savaşları gerçekleriyle zengin, insanlığı değiştirmek adına… İsyan, çünkü istedikleri değişiklik değil, güçlerini korumak ve bizleri kullanmak! İsyan, çünkü inancımız meleklere ve onlara yürüyeceğiz! İsyan, çünkü düşüncelerim rahatsız ediyor. Halkın isyanı kaynıyor dünyanın dört bir köşesinde. İsyan, evet isyan! Ya da devrimin özü…
Nakarat İsyanımız var Evet dimdik ayakta İsyan Sonuna kadar savaşmak için isyan ve hayatımızın bizi götürdüğü yere kadar… İsyanımız var Artık susamayız ve oturamayız! İsyanımız var, yürek ve inancımız!
İsyanımız var Evet dimdik ayakta İsyan Sonuna kadar savaşmak için isyan ve hayatımızın bizi götürdüğü yere kadar… İsyanımız var Hiç bir şey bizi durduramaz! biz boyun eğmeyen, uslu, marjinal, hümanist ya da başkaldıran!
http://www.youtube.com/watch?v=mHMbSwIxaUs&eurl=http://istanbul.indymedia.org/news/2008/01/231270
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Kategoriler
Arkadaşlarım
|